Hemşerimiz, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç affını talep ettiği görevinden ayrıldı. Ancak bunu Devlet hizmetinde başka bir göreve gelme hazırlığı olarak..

Hemşerimiz, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç affını talep ettiği görevinden ayrıldı. Ancak bunu Devlet hizmetinde başka bir göreve gelme hazırlığı olarak değerlendiriyorum.

Zira Bartın'da çok sevilen bir figür olan, 5 dönem üst üste mecliste temsil eden ve sürekli yükselen bir siyasi kariyere sahip Sayın Tunç 'un bu alanda ki başarılarının üst sınırı yoktur.

İyi, mütevazı, enerjik ve en zor görevlerden bile yıpranmamış çıkan, dengeli, anlatıya dayalı, devleti önceleyen kişiliği, kimliği olan bir politikacı olarak yeni görevler alması pek tabiidir.

Kendisinin, iline ve adalet mekanizmasına kazandırdığı fiziki yapılardan sıkça bahsedilmektedir, ancak onun ülkenin hukuk sistemine kazandırdıkları pek anlatılmıyor.

Bu bağlamda Sayın Tunç nasıl bir Adalet Bakanı idi ona projeksiyon tutmak gerekir

Yılmaz Tunç nasıl bir Adalet Bakanıydı?
Herşeyden Siyasi kökenli bir bakandı. (hukukçu ve milletvekilliği geçmişi)
Yargıdan değil, Meclis’ten gelen bir isimdi
Sistemi zorlayan değil, sistemi taşıyan bir figürdü.
Yılmaz Tunç, yargıyı yönetmeye değil, dengelemeye çalıştı.
Dil ve üslup olarak bakılırsa, Sertlikten özellikle kaçındı
“Hukuk devleti”, “reform”, “paket”, “insan hakları” söylemini öne çıkardı
Kriz anlarında yangına benzin dökmedi
Bu yüzden:
Uluslararası alanda “iletişim kurulabilir” bir isimdi
İçeride ise bazen “fazla yumuşak” bulundu
Yargıya yaklaşımı
Yargının kurumsal özerkliğini açıkça savundu
Savcı–hakim refleksiyle değil, bakan refleksiyle hareket etti
HSYK ve bürokrasiyle çatışmadan ilerledi
Yargı içindeki sert uygulama beklentilerine cevap vermedi.
İç siyasette pozitif etkisi vardı.
Gerilimi tırmandırmadı
Muhalefetle iletişimi tamamen koparmadı
Krizleri yumuşatma rolü oynadı
Uluslararası algısı da pozitif idi.
AB ve AİHM hattında “muhatap” kabul edilen bir bakandı
Eleştiriler vardı ama kapılar kapanmadı
Türkiye’nin hukuk savunusunu diplomatik bir dille yaptı
Bu, ekonomik ve dış politika açısından tampon etkisi yarattı.

Yılmaz Tunç,
adaleti sertleştiren değil,
yumuşatan ve anlatan bir Adalet Bakanıydı.
Kriz yöneticisi değil, Reform anlatıcısıydı
Kontrol aracı bir demir yumruk değil, denge unsuruydu
Tek cümleyle , Tunç, “devleti sert tutan” değil,
“devleti anlatan” bir bakandı.
Bu yüzden: Normalleşme döneminde işlevseldi.
O nedenle yaptığı Adalet sarayları ve Hakim evleri gibi gözle görünür. Fiziksel yapılar ile anılmanın çok ötesinde başarılı bir görev süreci olmuştur
Ben ise özellikle hastalıkta, acı tatlı günlerimizde
Bizatihi ilgilisini esirgemediği bir hukukçu babası olarak savunma makamını yargının aslı unsuru olarak yücelttiği için kendisine minnettarım. .
Kendisi ve ailesine sağlık, huzur yeni muvaffakiyetler dilerim.