İl başkanı Ünal Yurtbay yapmış olduğu sunumla hayvancılığın geçmiş olduğu süreci değerlendirdi. Özellikle büyükbaş hayvancılığın durumunun içler acısı olduğunu belirten Yurtbay, son 3 yılın analizini yaparak şunları kaydetti:
“Öncelikle hayvancılık karlı bir yatırım aracı olarak gösterildi. Daha sonra bankaların 2 yıl ertelemeli 5 yıl sıfır faizli kredileri geldi. İlk başta her şey yolundaydı ve çok cazipti. Bu arada ev veya arsalar da ipotek edildi. 2011’de işletmeler kuruldu. 2012’ye kadar işler yolunda gitti hatta inanılmaz paralar kazanılmaya başlandı karkas fiyatı 25 lirayı buldu. Fakat kasaplarda kıyma da 30 lira civarına çıktı. Oyun buradan sonra hareketlenmeye başladı. Devlet dedi ki bu gidişe bir son verilmesi gerekiyor. İthal et getirelim. O günlerde Fransa tarım ve hayvancılıkta büyük sıkıntılar yaşıyordu. Çıkış yolu arayan Fransa Türkiye’yi hedef Pazar olarak seçti. Fransa hükümeti Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sn. Mehdi EKER’e şövalye liyakat nişanını taktı. Peki neden? İthal hayvanlar ilk olarak Fransa’dan geldi. Bunun yanında saman ithal ettik. Fransa’da herkes sevinç çığlıkları atarak hayvancılığımızı Türkler kurtardı diye bağırdılar. Sayın Bakanım peki bizi kim kurtaracak?
Gelelim oyunun son kısmına. İthal et geldi haklımız ucuz et yemeye başladı. Ya yetiştirici? 2013 yılının başında saman birden 1 liraya ulaştı tabiri caizse karaborsaya düştü. 1 ay gibi kısa sürede et fiyatları da uçurumdan düşer gibi karkas kg fiyatı 8 – 10 liraya düştü. İşin en acı kısmı da bu oldu. Çünkü 2 yıl önce alınan kredilerin ödeme günü geldi çattı. Et ve süt fiyatları yerlerde süründüğü için vatandaşta para yok. Ne yapacak? Hayvanını kesime verecek ki krediler ödensin. İşte bu da son dakika golü. Hükümetimiz ocak 2013 itibarı ile dişi hayvan kesimini yasakladı. Kredi ödemesi gelen vatandaş devlet ve banka arasındaki kıskaçta sıkıştı kaldı. Ne olacak? İpotek ettirilen arsa kuzu kuzu bankaya verilecek. İşte oynanan oyunun özeti budur. Toprak ayağımızın altından kayıyor.”