Panel’den önce Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Seda Baran, bir öğretmen adayı olarak konuşma yaptı. Baran, “Bartın Üniversitesinin Eğitim Fakültesine kayıt yaptırdığımda bana ‘Niçin öğretmen olmak istiyorsun?’ diye sordular. Kendi kendime bu soruyu ne zaman sorsam net bir cevabım oldu: Öğrencilerimin tek bir gülümseyişi, bir şey öğrendiklerinde hissettikleri mutluluk, tüm yaptığım işlerden daha değerli olduğu için öğretmen olmak istiyorum. Her insan büyük küçük birtakım hayallere yelken açar. Benim hayallerim ise hayatımızın akışına yön veren öğretmenlerim gibi olmaktır. Benim öğretmenlerim, bilgiyi zihnimize öyle bir yerleştirmeli ki ezberci değil, öğretici olmalıdır. Benim öğretmenlerim çiçek gibi olmalı; arılarına bal, çevreye de güzellik ve canlılık vermelidir. Şimdi ben de bir öğretmen adayıyım. Bu yüzden benim için öğretmenlik, gecenin en aydınlık yüzüdür.” diye konuştu.
“Bizi ayakta tutan, bu ruh ve dinamizmdir.”
Panelin açılış konuşmasını yapan Rektör Kaplan, “Bugün, öğretmenlerimize adanmış güzel bir günü kutluyoruz. Bir yandan da buruk bir sevinç yaşıyoruz. Van’daki depremde 76 öğretmenimizin hayatını kaybetmesi nedeniyle ciğerimiz yanıyor. Tek tesellimiz onların ideallerini, çalışma aşkını ve şevkini daha ileriye taşıyacak geride pek çok öğretmenimizin ve idealist insanlarımızın var olmasıdır. Sabah izlediğim bir haberde Van’daki depremde yaralanmış öğretmenlerden biri, iyileştiğinde görevine tekrar başlamak istediğini söyledi. Bu, hakikaten çok yüksek bir duyarlılıktır. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, milletimizin tarihinin büyük olmasında bu tür insanların varlığının çok olması etkilidir. İşte bizi ayakta tutan, bu ruh ve dinamizmdir.” diye konuştu.
Prof. Dr. Güneş: Öğrenmeyi öğreten öğretmen yetiştirmeyi hedefliyoruz
Daha sonra konuşan Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Firdevs Güneş, “Geleceğimiz gençliğin eğitimine, eğitim ise öğretmene bağlıdır. Öğretmen, geçmişin eğiticisi; geleceğin ise kurucusudur. Eğitim bir güçtür, bu güce ulaşmayı sağlayan ise öğretmendir.” dedi. Öğretmen yetiştirme ilkelerine değinen Güneş, “2006 yılında yapılan Eğitim Şûrası’nda belirlenen öğretmen yetiştirme programlarına göre, kendisine söyleneni yapan teknisyen öğretmen yerine problem çözen ve öğrenmeyi öğreten entelektüel öğretmen yetiştirmek hedeflenmektedir. 60’lı yıllarda her şeyi bilen öğretmen, 90’lı yıllarda teknisyen öğretmen gündeme gelmiştir. Şu anda ise öğrenen öğretmen istiyoruz.” diye konuştu. Geleceğin becerileri, Bologna süreci, MEB’in yeni programları, yapılandırıcı öğretmen, değişen öğrenci gibi konulara da değinen Prof. Dr. Güneş, “Ülkemizin geleceğine yön verecek, dil ve zihinsel becerileri gelişmiş, sorgulayan ve sorun çözen bireyler yetiştirmek amacıyla eğitimde köklü yenilikler yapılmış; öğrenci merkezli eğitim ve yapılandırıcı yaklaşıma geçilmiştir. Eğitim programları daha sistemli ve bilimsel bir yapıya kavuşturulmuştur. Dileğimiz yeni programlarla daha nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesidir.” diyerek sözlerini tamamladı.
“Önce insanı yüceltmeyi, gülümsemeyi, birey olma bilincini öğretmeliyiz.”
Prof. Dr. Firdevs Güneş’in ardından MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Vahap Özpolat konuştu. Özpolat, “Birçok şeyle, geceleri aydınlatabilirsiniz; ama zor olan, gündüzü aydınlatmaktır. Öğretmen adayı arkadaşlarıma önerim; öğrencilerinize ilk dersinizde insanı yücelten, insanın evrendeki yerini anlamlandıran mesajları vermeniz gerektiğidir. İkinci ders olarak ise çocuklara gülümsemeyi öğretmeliyiz. Gülümseme, bir insana kazandırılabilecek en büyük servettir. Çünkü gülümseme yoluyla insanlar karşılıklı tehdit algısını sıfırlar ve hoşgörü ortamı oluşur. Daha sonra her insanın dünyada yaşayan insanlardan farklı olduğunu, onun bir birey olduğunu öğreterek öğrencilere şahsiyet eğitimi verilmelidir.” diye konuştu.
“Öğrenerek değerlerini besleyen bir öğretmen olmak gerekir”
Panelin son konuşmacısı MEB İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hamza Aydoğdu, “Nasıl bir dünyada yaşıyoruz, dünyanın geldiği bu noktada nasıl bir birey yetişiyor, bu nesli yetiştirecek öğretmen profili nasıl olmalıdır?” gibi sorulara cevaplar aradı; öğrenerek değerlerini besleyen öğretmen, sevgi insanı ve iletişim üstadı olarak öğretmen konularına değindi. Aydoğdu, “Öğrencilerine okuma alışkanlığını kazandıran bir öğretmen olmak istiyorsak öğrenerek değerlerini besleyen ve o beslediği değerleri hayat tarzı yapan bir öğretmen profilinin ortaya çıkması gerekiyor.” diye konuştu.