Siyasetteki kitlesel geçiş süreçlerinde, kâğıt üzerindeki kulis bilgileri ile yereldeki dinamikler her zaman birebir örtüşmez.

Uzun Uzun değerlendirelim..

Siyasetteki kitlesel geçiş süreçlerinde, kâğıt üzerindeki kulis bilgileri ile yereldeki dinamikler her zaman birebir örtüşmez.

Yalçınkaya’nın kararsızlığı, Aysu Bankoğlu, İsmail Cem Akyol ve belediye meclisi toplantıları zeminindeki dengeleri öncelikle şu başlıklar altında değerlendirmek gerekir.

Sonra da Bankoğlu ve Yalçınkaya’nın bir dönemki mesai ve yol arkadaşları olan Kemal Kılıçdaroğlu’na mesafeleri penceresinden bakarız.

Bu durum, alınması beklenen kararlarda etkili olmuş olabilir mi? Sorgulayalım.

Öncelikle bu gecikme ya da duraksamada Aysu Bankoğlu etkisi ne olabilir?

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu’nun pozisyonu, Rıza Yalçınkaya’nın kararında kritik yerel faktörlerden biri olabilir.

Yerel güç dengesi ve dayanışma

Yalçınkaya, 31 Mart seçim sürecini ve sonrasındaki belediye çalışmalarını doğrudan Aysu Bankoğlu ile yan yana yürüttü.

Bu nedenle Bankoğlu’nun CHP’deki durumuna ve Genel Merkez nezdindeki tutumuna paralel hareket etme eğiliminin yüksek olması ihtimali göz ardı edilmemeli.

Bir ilde milletvekili CHP’de kalırken il belediye başkanının tek başına YENİ Parti’ye geçmesi; ildeki örgüt desteğini ikiye bölebilir, halk nezdinde soru işaretleri oluşturabilir ve belediyenin hem meclisteki hem de bürokrasideki işleyişini zorlaştırabilir.

Dolayısıyla Bankoğlu’nun tutumu kesinleşmeden Yalçınkaya’nın imza atması, siyasi açıdan önemli bir risk oluşturabilir.

“İsmail Cem Akyol yanıltıldı mı?” sorusu da insanın aklına geliyor

Bu gelişmeler, gerçekte ondan kurtulma stratejisinin bir parçası olabilir mi?

Burada CHP Bartın İl Başkanı İsmail Cem Akyol’un “yanıltıldığını” söylemekten ziyade, Cem’in siyasetin hızla değişen kulis dinamiklerine maruz kaldığını söylemek daha doğru olabilir.

Ankara kulisleri vs. saha gerçeği

Genel merkez düzeyinde, İsmail Saymaz veya YENİ Parti kurmaylarına aktarılan niyet beyanları, illerdeki örgüt tabanına her zaman aynı hızda yansımayabilir.

Ankara’da “Bartın yarın katılıyor” denildiğinde, muhtemelen Akyol ve yerel teşkilat henüz istifa sürecinin hukuki ve siyasi hazırlıklarını tamamlamamış olabilir.

Akyol gibi örgütün başındaki isimler, geçiş süreçlerinde hem belediye meclisini hem de ilçe teşkilatlarını bir arada tutmak ister.

Ankara’dan gelen erken veya iddialı sızıntılar yerelde “emrivaki” hissi yaratıyorsa, örgüt ve belediye başkanlarının frene basıp değerlendirme sürecini uzatmayı tercih etmeleri de mümkün.

Belki de tam olarak böyle oldu.

Belediye başkanlarının “meclis toplantısı sonrası” istifa etmemesinin bir nedeni var

Ağustos ayındaki meclis toplantılarının beklenmesi ve ardından kararların ertelenmesinin arkasında somut idari ve siyasi gerekçeler olabilir.

Meclis çoğunluğu ve salt çoğunluk riski

Bir belediye başkanı partisinden istifa ettiğinde, belediye meclisindeki siyasi aritmetik de doğrudan etkilenir.

Meclis üyelerinden kaçının kendisiyle birlikte hareket edeceği, kaçının CHP’de kalacağı netleşmeden atılacak bir adım; bütçe, imar kararları veya komisyon seçimleri gibi konularda belediye başkanını mecliste azınlıkta bırakma riski taşıyabilir.

Üstelik Bartın’da Saadet Partili meclis üyelerinin de bulunduğu gerçeği var.

Onlar da “YENİ Parti’ye geçerseniz biz artık yokuz” demiş olabilir mi?

Bu da cevabı aranması gereken sorulardan biri.

İlçe ve belediye başkanlarıyla senkronizasyon

Yaşar Tüzün’ün de belirttiği gibi Yalçınkaya, “önümüzdeki hafta ilçe belediye başkanlarıyla değerlendirme yapacağını” söyledi.

İl merkezindeki bir siyasi geçiş, ilçelerdeki siyasi dengeleri de doğrudan etkileyebilir.

Amasra, Kurucaşile, Ulus gibi ilçelerdeki belediye başkanları ve meclis üyelerinin nasıl pozisyon alacağı önemlidir.

Birlikte hareket edilmediğinde ise il genelinde siyasi bir dağınıklık ortaya çıkabilir.

Bu nedenle Yalçınkaya açısından mesele yalnızca kendi siyasi geleceğiyle ilgili olmayabilir.

Belediye hizmetleri ve bürokraside aksama riski

Ağustos ayı meclis birleşimleri, belediyelerin rutin idari işleyişi açısından önemli kararların gündeme geldiği dönemlerden biri.

Bu toplantılar tamamlanmadan yaşanacak siyasi bir kopuş, mecliste yeni bir aritmetik doğurabilir ve bazı kararların alınmasını zorlaştırabilir.

Böyle bir ihtimal, belediye hizmetlerinin siyasi tartışmaların gölgesinde kalmasına neden olabilir.

Bu nedenle belediye başkanlarının, öncelikle idari süreçleri tamamlayıp ardından siyasi kararlarını netleştirmeyi tercih etmeleri anlaşılabilir bir durum.

Peki bütün bunlar ne anlatıyor?

Yalçınkaya’nın duraksaması, ilk bakışta bir vazgeçiş gibi okunabilir.

Ancak başka bir ihtimal daha var.

Bu duraksama; yerel güç dengelerini, Bankoğlu’nun pozisyonunu, Akyol ve CHP örgütünün tutumunu, belediye meclisindeki aritmetiği ve ilçe belediye başkanlarının tavrını birlikte değerlendirerek, fire vermeden YENİ Parti’ye geçme ya da CHP’de kalma seçeneklerini tartma stratejisi de olabilir.

Yani mesele yalnızca “geçti-geçmedi” meselesi değil.

Asıl mesele, kim kiminle hareket edecek?

Ve belki de daha önemlisi:

Bartın’da bu siyasi hamle gerçekleşirse, kim kazanacak, kim kaybedecek?

Şimdilik sorular çok, cevaplar ise sınırlı.

Devam edecek.

Bir sonraki bölümde ise Bankoğlu ve Yalçınkaya’nın bir dönemki siyasi yol arkadaşları Kemal Kılıçdaroğlu’na olan mesafelerini mercek altına alacağız.

Acaba Kılıçdaroğlu ile yaşanan siyasi ayrışmaların bugünkü kararlarda bir etkisi olabilir mi?

Bunu da sorgulayacağız.