Akyol’un Kadrosundaki Sessiz Mesaj, Disiplin Kurulu, Bartın siyasetinde son günlerde gözler doğal olarak yeni oluşumun il ve ilçe kadrolarına çevrilmiş durumda.

Disiplin Kurulu...

Bartın siyasetinde son günlerde gözler doğal olarak yeni oluşumun il ve ilçe kadrolarına çevrilmiş durumda.

Kimler geldi?

Kimler gitti?

CHP’den kimler ayrıldı?

Yeni Parti hangi kadrolarla yola çıkacak?

Bunların tamamı elbette önemli.

Ancak siyasette bazen en önemli mesaj, en çok konuşulan yerde değil, en az konuşulan yerde saklıdır.

Benim dikkatimi bu nedenle Yeni Parti Bartın İl Disiplin Kurulu çekti.

Çünkü bu kurulda göze çarpan bir özellik var, Hukukçu ağırlığı...

Kurulda Av. Mehmet Oktay Yalçın, Av. Duygu Tufan Işık ve Av. Erdal Ekmekçi gibi hukukçuların bulunması, diğer üyelerle birlikte değerlendirildiğinde bana göre üzerinde durulması gereken bir tercih.

Çünkü disiplin kurulu, bir siyasi partinin vitrin kurulu değildir.

Orası alkışın değil, gerektiğinde itirazın yeridir.

Orası seçim kazanmak için slogan üretmez.

Orası parti içindeki uyuşmazlıklarda tüzüğü, hukuku, hakkaniyeti ve kurumsal disiplini gözetmek zorundadır.

Dolayısıyla böyle bir kurulun oluşumu, bize yeni siyasi yapının nasıl bir parti kültürü oluşturmak istediği konusunda bazı ipuçları verebilir.

Üç hukukçu neden önemli?

Siyasetle hukuk arasındaki ilişki her zaman hassastır.

Bir siyasi partide disiplin mekanizması yanlış kurulursa, disiplin kurulu kısa zamanda “liderin istemediği kişileri tasfiye eden kurul” görüntüsüne dönüşebilir.

Bunun tersinde ise disiplin mekanizması gerçekten kurumsal bir güvence haline gelir.

Hukukçu ağırlıklı bir kurulun avantajı tam burada ortaya çıkabilir.

Çünkü hukukçu, bir siyasi tartışmaya yalnızca “kim haklı?” diye bakmaz.

Hangi kural uygulanacak?

Savunma hakkı kullanıldı mı?

Delil var mı?

Orantılı bir yaptırım mı?

Aynı durumda herkese aynı ölçü uygulanıyor mu?

gibi soruları da sormak zorundadır.

İşte bu nedenle hukukçu ağırlıklı bir disiplin kurulunun, yeni bir siyasi oluşum açısından önemli bir kurumsal avantaj sağlayabileceğini düşünüyorum.

Daha ilginç olan başka bir ayrıntı var

Bu kurulun tamamına baktığımızda yalnızca yeni isimlerden oluşmuş bir yapı görmüyoruz.

Akyol'un daha önce birlikte çalıştığı bazı isimlerin yeni yapıda da yer aldığını görüyoruz.

Bu da bize şunu düşündürüyor:

Akyol kadro kurarken her şeyi sıfırlamıyor.

Güvendiği, birlikte çalıştığı, kurumsal hafızasını bildiği bazı isimleri yeni yapıya taşıyor.

Siyasette bunun anlamı küçümsenmemeli.

Çünkü yeni parti kurmak yalnızca yeni insanları yan yana getirmek değildir.

Aynı zamanda güven duyduğunuz insanlarla yeni bir siyasi kültür oluşturma çabasıdır.

Peki bu kurul Akyol'u da denetleyebilir mi?

Asıl mesele burada.

İyi bir disiplin kurulu yalnızca parti üyelerini denetlemez.

Dolaylı olarak parti yönetimini de sınırlar.

Eğer kurul gerçekten bağımsız hareket edebilecek nitelikteyse, bu Akyol açısından da bir güvence oluşturur.

Yarın bir parti üyesi hakkında tartışmalı bir disiplin süreci yaşandığında, kararın “İl Başkanı böyle istedi” şeklinde değil;

“Kurul değerlendirdi, savunmayı aldı ve tüzük çerçevesinde karar verdi” şeklinde açıklanabilmesi gerekir.

Bu fark, küçük gibi görünür.

Aslında siyasi partilerin demokratik kültürü açısından çok büyüktür.

“Dingin kadro” meselesi

Benim bu kurulda dikkatimi çeken bir başka özellik de şu:

Kadro, ilk bakışta yüksek sesli siyasi figürlerden ziyade mesleki niteliği ve yerel itibarı olan, daha dingin isimlerden oluşuyor izlenimi veriyor.

Bu tercih bilinçliyse, Akyol'un siyaset anlayışı hakkında önemli bir ipucu olabilir.

Çünkü siyasette her zaman en fazla konuşan insan en güçlü insan değildir.

Bazen en değerli kadro, gerektiğinde susabilen, dosyaya bakabilen, tarafları dinleyebilen ve sonunda “hayır, bu doğru değil” diyebilen insanlardan oluşur.

Bir disiplin kurulunun gerçek sınavı da zaten burada başlar.

Kendi arkadaşına karşı da aynı ölçüyü uygulayabilecek mi?

Parti yönetimine itiraz edebilecek mi?

Kamuoyunun baskısı altında hukuki çizgisini koruyabilecek mi?

Bunların cevabını zaman gösterecek.

Yeni Parti'nin gerçek sınavı

Yeni Parti'nin Bartın'daki kuruluş sürecini izlerken yalnızca kaç kişinin CHP'den ayrıldığına bakmak bana eksik geliyor.

Asıl bakmamız gereken;

Nasıl bir kadro kurulduğu.

Hangi insanların hangi görevlere getirildiği.

Kimlerin vitrine, kimlerin karar mekanizmalarına yerleştirildiği.

Ve belki de en önemlisi:

Güç kullanıldığında o gücü sınırlayacak mekanizmaların kurulup kurulmadığı.

Bu nedenle İl Disiplin Kurulu, ilk bakışta sıradan bir parti organı gibi görünse de aslında Yeni Parti'nin geleceği açısından önemli bir laboratuvar olabilir.

Eğer hukukçu ağırlığı yalnızca isimleri tamamlamak için yapılmış bir tercih değilse ve bu insanlar gerçekten bağımsız, objektif ve tüzüğe bağlı çalışacaksa, Akyol'un tercihinin anlamı büyür.

Çünkü siyasi partiler yalnızca liderleriyle değil, liderin yetkisini sınırlayabilecek kurumlarıyla da demokratikleşir.

Ve belki de Akyol'un yeni partisinde henüz çok konuşulmayan en önemli mesaj tam burada yatıyor:

Önce kadroyu kuruyor, sonra kuralları işletmeye hazırlanıyor olabilir.

Bunu başarıp başaramayacağını ise önümüzdeki süreçte göreceğiz.

Ama şimdiden söylemek mümkün:

Yeni Parti'nin asıl hikâyesi yalnızca CHP'den kimlerin ayrıldığı değil; ayrılanların nasıl bir siyasi düzen kuracağı olacak.

Özetle, Bence çok önemli olan Disinlin Kurulu oluşumu başarılı...

İnce elenmiş, sık dokunmuş...