Bir milletin tarihteki yeri ve devamlılığı için eğitimin ve öğretimin nitelikli ve milli gayeye uygun olması gerekir. “Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır” der Mustafa Kemal Atatürk. Son dönemde çıkarılan kanunlarla, eğitimin Atatürkçü, bilimsel ve nitelikli olmak yerine, içinin daha fazla boşaltıldığı gözlemlenmektedir. 4+4+4 olarak alt komisyona sunulan yasa teklifi de bunun bir parçasıdır. Öyle ki ilk 6 maddesi, kavga ve gürültüyle kabul edilen, kalan 20 maddenin ise yangından mal kaçırırcasına 20 dakikada kabul edilen yasa teklifi tarihte görülmemiştir. Kavga gürültü olmadan yasa kabul edemeyenler nasıl olur da bilimsel, eşit eğitim için yasa hazırlayabilirler?

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, “Bu kanun, eğitim sisteminin sorunlarını çözen bir kanun değil sadece yapısal düzenleme yapan bir kanun. Bazı sorunlar bugünkü kanun çıkmasa da vardı, çıktığında da devam edecek” sözleriyle bu sistemin bir getirisi olmadığını kabul etmiştir. Bu sistemle 10 yaşındaki çocuklara seçme hakkı verilecektir. 10 yaşında henüz oyun çağındaki bir çocuk nasıl geleceğini belirleyebilir? Tabi ki bu seçimi aileler yapacaktır. Bunun sonucunda ilerleyen yıllarda istediği bölümlerde okumayan mutsuz ve umutsuz bireyler yetişecektir. Bu yasa gençleri toplumdan koparacak, açık öğretimden devam etme seçeneği ile çocuk işçilerin ve çocuk gelinlerin sayısını artıracak, asosyal bireyler yetiştirecektir.

Bizler, yasanın gerçek muhatapları olan öğrenciler olarak ne bu Amerikancı eğitim sistemini ne de yasanın alt komisyondan geçme şeklini kabul ediyoruz. Fikri hür, vicdanı hür, mutlu ve umutlu bireyler yetişmesi için bu yasa teklifinin derhal geri çekilmesini ve nitelikli, bilimsel eğitim çalışmalarının başlamasını talep ediyoruz.