Kuva-yi Milliye; üç kıtaya hükmeden bir imparatorluk iken, art arda kaybettiği savaşların ardından topraklarının çoğunu kaybederek perişan duruma düşmüş...
Kuva-yi Milliye; üç kıtaya hükmeden bir imparatorluk iken, art arda kaybettiği savaşların ardından topraklarının çoğunu kaybederek perişan duruma düşmüş, 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra her şeyini yitirmiş, orduları dağıtılmış ve öz yurdu Anadolu’nun büyük bir kısmı işgal edilmiş Osmanlını bir subayı olan Mustafa Kemal önderliğinde Türk halkını örgütlenerek düzenli bir ordu kurulana dek vatan savunmasını üstlenen ilk direniş örgütüdür.
Kuva-yi Milliye, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bir insanın hiçbir ümit kalmadığı zaman hiç değilse intihar ederek namusunu korumak için yastığının altında bulundurduğu bir tabancadır” dediği ruhla, işgallere karşı yapılmış bir silahlı eylemdir.
Anadolu'da başlayan onurlu duruş için her bölge, işgalden sonra ilk kez kendilerinin harekete geçtiğini ve ilk kurşunun kendi bölgelerinde atıldığını iddia eder. Peki, ilk kurşun nerede atıldı? Hatay mı, İzmir mi? Ayvalık mı, Ödemiş mi?
İlkokulda bize, ilk kurşunun 15 Mayıs 1919’da İzmir'e çıkan Yunan birliklerine karşı gazeteci Hasan Tahsin tarafından atıldığı öğretildi. Bu konuda birçok kaynak araştırdım. Bir kaynakta, 26 Mayıs 1919’da Ayvalık’ta Yunan askeri güçlerine karşı Yarbay Ali Çetinkaya komutasındaki birliğin ilk kurşunu atarak direnişi başlattığı belirtilir. Başka bir kaynakta ise Yunan ordusunun iç kesimlere yönelmesi sonucu, Ali Orhan komutasındaki gönüllü köylü efe ile birkaç yedek subaydan oluşan ve ilk Kuva-yi Milliye olarak kabul edilen “Yiğit Ordusu” adlı birliğin, Yunan ordusuna karşı Ödemiş'in Hacı İlyas köyünde 31 Mayıs 1919’da başlattığı direniş ilk kurşun olarak dile getirilir.
Tarih sırasına göre bakıldığında, bir diğer kaynakta ilk silahlı tepki olarak Karakese köyü direnişine rastladım.
Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan dört gün sonra, 3 Kasım 1918’de İngilizler Musul’u işgal eder. 11 Aralık 1918’de Fransızlar Dörtyol’a girer. Ermenilerle birlikte tüm köyleri ve ilçeyi yakıp yıkarak güney yöresini işgal etmeye başlarlar. Hatay’ın Dörtyol ilçesine bağlı Karakese köyünde Fransızların yaptıkları mezalimlere ve işledikleri cinayetlere dayanamayan köylüler, Mehmet Çavuş (Mehmet Kara) liderliğinde Fransız askerleriyle 19 Aralık 1918’de çatışmaya girerek köylerini savunmaya başlamış ve on beşe yakın işgal askerini öldürmüşlerdir. Çatışmada Mehmet Çavuş ve Karakese köylülerinden de birçok kişi şehit olmuştur.
15 Mayıs 1919'da Yunan işgaline karşı İzmir'de Hasan Tahsin’in attığı kurşun, Türk millî direnişinin sembolü olarak kabul edilse de; Mondros Ateşkes Antlaşması gereği Osmanlı ordularının silahları alınarak dağıtılmış olmasından sonra Karakese köyünde başlayan cesur direniş, tarih sırasına göre düşmana sıkılan ilk kurşun olmaktadır.
Bu gün ilklerden bahsediyorum. 23 Nisan 1920'de açılan ilk meclis binasında hiçbir mobilya yoktu. Milletvekillerinin oturması için okullardan öğrenci sıraları taşınmış, gece olduğunda aydınlatmak için kahvehanelerden gaz lambaları toplanmıştı.
29 Ekim 1923'te Cumhuriyetin ilan edilmesi nedeniyle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde 101 pare top atışı yapılması emredilir. Ancak Karadeniz ve Doğu'daki bazı illerde yeterli top mühimmatı yoktur. Komutanlar, tüfek atışları ve dinamit patlatmalarıyla bu coşkuyu halka hissettirmeye çalışmışlardır.
Mustafa Kemal’in en büyük eserim dediği Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

