Son günlerde gündemimizi fon olayı meşgul ediyor. Az sayıda insan yüzlerce kat haksız kazanç elde ederken, 500.000’e yakın insan da az çok kazancını kaybetti.

Son günlerde gündemimizi fon olayı meşgul ediyor. Az sayıda insan yüzlerce kat haksız kazanç elde ederken, 500.000’e yakın insan da az çok kazancını kaybetti. Halkın parası adeta buharlaştı gitti. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; kim ki küçük yatırımcıları manipüle ederek, kandırarak, yanlış yönlendirerek birikimlerini elinden alıpta; ev, araba, rahat emeklilik hayallerini yıkıyorsa, onların da tüm zenginliği yerle yeksan olsun. Haksız kazançları yanına kar kalmasın. Bu konuda devlet gereğini yapmalı, tüm bu soygunculara gereken cezayı vermeli, haksızca elde ettikleri bu kazançları elinden alıp sahiplerine vermelidir. Bu soygunun ucu kime dokunuyorsa sonuna kadar gidip gereken yapılmalıdır. Adalet göğün direğidir. Bu direk yıkılırsa gökyüzü yerinde duramaz. Haksızlar, hırsızlar gereken cezayı görmezlerse devlet ayakta kalamaz, toplum düzeni yerle bir olur.

Bunları söyledikten sonra da "azımı çok edeyim diyen" insanımıza da birkaç cümle söylemek gerek;

Bedava peynir sadece fare kapanında olur.

Büyük balık küçük balığı yutar.

Ekonominin temel kuralı; kimse kimseye karşılıksız bir şey vermez.

Havadan bir şey kazanılmaz, gökyüzünden sadece yağmur yağar.

Tarlada izi olmayanın sofrada yüzü olmaz.

Ter dökülmeden kazanılan başarı da para da sabun köpüğü gibidir; parladığı hızla söner.

Bu sözler yüz yıllardır söylene gelen, önceki nesillerin tecrübe ettiği ve ders çıkardığı sözlerdir. İnsanlığın kolay kazanç arzusuna karşı yüzyıllardır geçerliliğini koruyan en sarsıcı uyarılardır. Bizim de ders çıkarmamız gereken sözlerdir. Hiçbir zaman, emeksiz yemek olmaz. Alın teri olmadan kazanç olmaz.

"Fonla zenginlik" ya da halk arasındaki popüler tabiriyle "fon furyası", son yıllarda emeksiz ve kısa yoldan zengin olmak isteyenlerin en çok yöneldiği, ancak arkasında büyük riskler ve bazen de devasa dolandırıcılık hikayeleri barındıran modern bir finansal konudur. "Özel fonlar", "yüksek getirili gizli yatırımlar" ve "bir gecede parasını katlayanlar" hikayeleri aslında yepyeni bir şey değil. Bu, yıllardır bildiğimiz "Ponzi (Saadet) Zinciri" kurgusunun modern finans maskesi takmış halidir! İnsanoğlu, doğası gereği en az çabayla en büyük faydayı elde etmeye, yani bedel ödemeden kazanmaya meyillidir; fakat hayatın ve ekonominin değişmez kuralları, gerçek değerlerin her zaman bir emek ve fedakarlık gerektirdiğini söyler. Karşımıza çıkan aşırı cazip vaatler, zahmetsiz zenginlik teklifleri ya da "ücretsiz" maskesi takmış fırsatlar, tıpkı kapandaki peynir gibi anlık bir körlük yaratarak bizi birikimlerimizden ya da geleceğimizden etmeye hazırdır. Aldanmamak gerekir.

Eğer bir sistem size piyasa gerçeklerinin çok üzerinde, oturduğunuz yerden devasa kazançlar vaat ediyorsa, orada şu üç şeyden biri oluyordur:

1-Siz Avsınızdır: Sistem, havadan kazanma hayali kuran binlerce insanın parasını toplayıp en tepedeki birkaç kişiye dağıtan bir "saadet zinciri" (Ponzi) kurgusudur.

2-Risk Fiyatlanmıştır: Kazanç ne kadar yüksek görünüyorsa, her şeyinizi kaybetme riskiniz de o kadar büyüktür. Havadan geldiğini sandığınız şey, aslında geleceğinizle oynadığınız bir kumardır.

3-Kapan Kurulmuştur: Atalarımızın sözü tam olarak bunun için söylenmiştir: Bedava peynir sadece fare kapanında olur.

Unutmayın; ekonominin ve hayatın şaşmaz kuralları burada da devrededir: Piyasada hiçbir yasal ve mantıklı yatırım, size kısa sürede %50, %100 gibi "garanti" devasa kazançlar sunamaz. Vaat ne kadar yüksekse, kurulan kapan o kadar büyüktür. Bu tarz saadet zincirlerinde en tepedeki birkaç "büyük balık", sisteme sonradan giren binlerce "küçük balığın" parasını yutar. Sistem çöktüğünde ise olan her zaman emeğini ve birikimini bu hayale yatıran kitlelere olur.

Ancak insanların duygularını sömürerek zenginleşen hırsızlara şunu hatırlatmak gerek; "Ağlayanın malı gülene hayretmez" sözü, başkasının mağduriyeti ve gasp edilen hakkı üzerine kurulan hiçbir saltanatın kalıcı olamayacağını ihtar eden ilahi bir adalet yasasıdır. Kul hakkı ve emek sömürüsüyle elde edilen servetler, sahibine geçici bir lüks sunsa da asla huzur ve bereket getirmez. Birinin feryadı üzerine inşa edilen yapılar, eninde sonunda daha büyük bir çöküşle sahibinin başına yıkılır. Çünkü hayatın şaşmaz kuralı nettir: Ah alınarak kazanılan malın sonu hüsran, bıraktığı miras ise sadece utançtır.